Pazar, Ekim 05, 2008

Bir Çocuk Askerin Gözünden Dünyaya Bakmak

1991 yılı dünya için pek çok önemli gelişmeyi de beraberinde getirdi; 1991’de Körfez Savaşı başladı, 1991’de Sovyetler Birliği dağıldı. Aynı zamanda 1991 yılında, dünya tarihi boyunca göz ardı edilmiş, bir nevi ‘kayıp kıta’ olarak adlandırılabilecek Afrika’daki Sierra Leone’de kendilerini Birleşik Devrim Cephesi (RUF) olarak adlandıran bir grup, yönetimdeki Millet Partisi’ni (APC) ülke yönetiminden çekmek için kırsal kesimlerde saldırılara başladı. RUF böylelikle, ülkenin zaten çalkantılı olan tarihinde toplam 11 yıl sürecek bir iç savaşı da başlatmış oldu.

Kırsal kesimlerden yavaş yavaş ülkenin tümüne yayılan iç savaş yalnızca yetişkinlerin hayatını etkilemekle kalmadı, aynı zamanda çocukların da yaşamlarını yerle bir etti. Sierra Leone İç Savaşı sırasında hem devlet hem de isyancılar tarafından kullanılan binlerce çocuk askerden kimileri öldürüldü, kimileri de rehabilite edildikten sonra bile başka çareleri olmadığından savaşa geri döndü. Savaş sırasında yaşadığı köye yapılan baskın sonucu ailesinden uzak düşen ve devletin ordusu adına savaşmak zorunda kalan Ishmael Beah da bu çocuk askerlerden biriydi. 16 yaşında UNICEF görevlileri tarafından kurtarılıncaya kadar yaklaşık üç yıl devlet ordusunda askerlik yapan Beah, rehabilitasyon süreci sayesinde kendini affetmeyi öğrendi ve yaşadıklarını “Uzaklara Giden Yol” adlı kitapta anlattı.

Tıpkı etrafındaki diğer insanlar için olduğu gibi, Beah için de savaş kendi deyimiyle “sanki çok uzakta ve başka bir ülkede sürüp gidiyormuş gibi” yaşanmış ilk başlarda. Yaşadığı köy yerle bir edildikten sonra aylarca bilmediği yollarda yürüyüp, çoğu zaman sadece hayatta kalacak kadar yiyecek bulabilen Beah, bir süre sonra sığındığı bir köyde kalan devlet ordusu tarafından asker olarak seçilmiş. Fakat, Beah’nın da belirttiği üzere, asıl zor olan savaş sırasında insalıktan çıkıp bir canavara dönüştürülmek değil, bir canavardan yeniden bir insan olmaya dönme süreciymiş. Beah bu açıdan oldukça zor olanı başarıp, hem ‘gerçek dünya’ya yeniden adapte olup hem de yaşadıklarını yeniden hatırlama pahasına da olsa başından geçenleri kaleme alıp tüm dünyaya anlatma cesareti göstermiş.

Üç yıl boyunca bir çocuk asker olarak sıradan bir çocuktan azılı bir katile dönüştürülüşünü, savaşın anlamsızlığını ve şiddeti çarpıcı bir dille anlatan Beah’nın kitabı, ‘gerçek dünya’yla savaşta yaratılan dünyanın aslında ne kadar ince çizgiler üzerinde durduğunu ve şiddetin bulaştığı her yerde, gerçekleştirilen eylemlerin bir süre sonra mantık dışı olduğunu yaşanmış bir hikâyeyle, hem de savaşın tam ortasında katile dönüşmüş bir çocuğun gözünden göstermesi açısından dikkate değer. Ordudaki teğmenin Beah ve diğer çocuk askerlere ülkeleri için yapabilecekleri “en büyük hizmet” olarak sunduğu cinayetler, değer yargılarının savaşla beraber nasıl değiştiğini gösteren çarpıcı bir örnek.

Bugün dünya üzerinde 200 bin ile 300 bin arasında değişen bir sayıda çocuk asker olduğu tahmin ediliyor. Beah’nın kitabı, bu korkunç deneyimi bizzat yaşamış bir çocuğun gözünden savaşın ortasında kalmış bu çocukların yaşamlarını anlamamız için güçlü bir kaynak. Bir askerin Beah’ya söylediğinin aksine, yaşananlara ve vahşete alışmamak, savaşı ve şiddeti normalize etmemek gerekiyor. Bu açıdan, Beah’nın da kitabın bir noktasında söylediği üzere, “nedenlerini ortadan kaldırma yollarını konuşunca ve dünyanın bunları öğrenmesine izin verince” belki de gerçekten bu çocukların yaşadıkları acıları dönüştürüp onlara yeni yaşamlar sunabiliriz. Beah’nın babasının da söylediği gibi, “Eğer yaşıyorsan, daha iyi bir günün gelmesi ve daha güzel şeyler olması için umut vardır”. Gerekli olan şey sadece empati ve ilgi. Beah’nın kitabı da bu yolda atacağınız ilk adım olabilir.


Senem Kaptan

1 yorum:

Yazinizi da, yeni tasariminizi da kutlarim. Kitalararasi edebi calismalarinizda basarilar dilerim :)

08 Ekim 2008 Çarşamba 17:19  

Önceki Kayıt Ana Sayfa